Balbay aşkına özgürlük türküleri…
Ara 10, 2013

Balbay aşkına özgürlük türküleri…

Kas 6, 2013
Ek 29, 2013 / 1 not
Ahmet Taner Kışlalı’dan ayrı 14 yıl geçiyor.Büyük düşün insanı Ahmet Taner Kışlalı, Atatürkçülüğün gerçekte ne olduğunu bizlere öğreten ender insanlardan biriydi. O’nun fikirlerine tahammül edemeyenler, Mumcu’ya Üçok’a, Aksoy’a yaptıkları hainlikten ödün vermeden aynı yöntemle O’nu öğrencilerinden ayırdı.Ahmet Taner Kışlalı, Atatürkçülüğü dar kalıplarla kuşatmayarak, gelecek nesillere buluşturmanın gereğini fark etmiş bir aydındı. Kültür Eski Bakanlığı görevinde de bulunan Ahmet Taner Kışlalı Hoca; bu ülkede aydın olmanın ateşten gömleğini giymiş, doğruları her fırsatta dile getiren ve bilimsellikten kopmayan büyük bir değerdi.Aydınlanma tarihimizin Kutup Yıldızının bir köşesi olan Ahmet Taner Kışlalı Hoca’yı bir kez daha hasret ve özlemle anıyorum.
Ek 20, 2013 / 3 not

Ahmet Taner Kışlalı’dan ayrı 14 yıl geçiyor.

Büyük düşün insanı Ahmet Taner Kışlalı, Atatürkçülüğün gerçekte ne olduğunu bizlere öğreten ender insanlardan biriydi. O’nun fikirlerine tahammül edemeyenler, Mumcu’ya Üçok’a, Aksoy’a yaptıkları hainlikten ödün vermeden aynı yöntemle O’nu öğrencilerinden ayırdı.

Ahmet Taner Kışlalı, Atatürkçülüğü dar kalıplarla kuşatmayarak, gelecek nesillere buluşturmanın gereğini fark etmiş bir aydındı. Kültür Eski Bakanlığı görevinde de bulunan Ahmet Taner Kışlalı Hoca; bu ülkede aydın olmanın ateşten gömleğini giymiş, doğruları her fırsatta dile getiren ve bilimsellikten kopmayan büyük bir değerdi.

Aydınlanma tarihimizin Kutup Yıldızının bir köşesi olan Ahmet Taner Kışlalı Hoca’yı bir kez daha hasret ve özlemle anıyorum.

Bu bayram Berkin uyansın!
Ülkeme ve dünyaya barış ve mutluluk gelsin!
Aileler sevenler buluşsun, nefretin kökünü kurutsun!
İnançlarımızı hayvan haklarına saygı çerçevesinde yaşayalım.
Kurban Bayramımız kutlu olsun!
Ek 14, 2013 / 2 not

Bu bayram Berkin uyansın!

Ülkeme ve dünyaya barış ve mutluluk gelsin!

Aileler sevenler buluşsun, nefretin kökünü kurutsun!

İnançlarımızı hayvan haklarına saygı çerçevesinde yaşayalım.

Kurban Bayramımız kutlu olsun!

CHP o soruna el attı
http://www.odatv.com/n.php?n=chp-o-soruna-el-atti-1110131200
Ek 11, 2013 / 1 not
Kim demiş ustalar ölür diye…
Saygıyla anıyoruz seni Attila İlhan…
Ek 11, 2013 / 27 not

Kim demiş ustalar ölür diye…

Saygıyla anıyoruz seni Attila İlhan…

Ek 11, 2013

Kültürel mirasımız ve geleneklerimizin önemini toplum olarak kabul ederken, ahlak kavramının muğlaklığı toplumda kadına yapılan yanlışlara sebep olduğunu düşünüyorum. Pınar’ın polis tacizine uğramasını, ahlak bekçiliği yapan polisin Pınar’a ahlaksızca yaklaşımını kınıyorum. Peki bu durumu nasıl değiştireceğiz? 

Şafak Pavey’in tespitleri çok önemli: “Her türlü sıkıntımızın çözümünü yasalarda arayarak fena halde yanıldığımızı düşünüyorum. Yasalarımız gerçekleşti ama sokağın gerçeği daha kötüye gidiyor. Bağnaz erkek kontrolünün canlı tuttuğu gelenek yasalara karşı güçlü bir meydan okumayla direniyor.”

Bizl Kadınlar el ele verip mücadele etmeliyiz. Bu mücadele hemcinslerimizin var olma mücadelesidir. 

BİR YOL VAR
Bu aralar demokrasinin ne olduğunu sorguluyorum. Yıllardır ileri demokratik bir ülkede yaşayınca insan bildiklerinden bile şüphe ediyor.
Demokratik bildiğimiz ülkelerin birçoğunda yaşama fırsatı buldum. Gözlemlediğim şey refah, eğitim ve kültür seviyesi yüksek toplumlarda demokrasi şeffaflık, paylaşım ve insan hakları demek. Toplumsal mutabakatın  çoğunlukla sağlanmış olduğu bu ülkelerde yurttaşlardan daha düşük faizli kredi çekmiş bir devlet başkanı istifa edebiliyor mesela, etmek zorunda kalıyor.
Bizim ülkemizde temelleri 90 yıl önce atılmış, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan devlet geleneğimizde artık varmamız gereken bir nokta var. 
Güçler ayrılığı ilkesi güvence altına alınmadan, siyasal iktidarlar demokrasiden uzaklaşıp otokrasiye geçiş yapıyorlar. Buradan başlamalıyız. Sonra refahın paylaşımına geçmeliyiz.
Refah, insanca yaşam ve eğitim olmadan, bir çok yurttaşın seçme hakkı yoktur. Demokrasinin gerçekleşebilmesinin temelinde, herşeyin ötesinde refahın eşit paylaşımı yatıyor.
İnsan hakları kısmına gelince, toplumsal mutabakat çerçevesinde eşit hakları yaşamalı, yaşatabilmeliyiz. Bunu yaparken kökleri eskiye dayanan çatışmalarımızı çözerek, ileriye yönelik hedeflerimizi birlikte şekillendirerek hareket etmeliyiz. Neden? Çünkü siyasi partiler bu çözümsüzlüklerin üzerine rantlarını oturtup, yerelde ve genelde oy alıyorlar.
Oy, rant olmamalı, bir ideali gerçekleştirme yolundaki ilk adım olmalıdır. Toplumun tüm kesimini ileriye götürme hedeflerine saygı duyuyorum. Ancak onları kin, nefret ve öfkeye sürüklemenin bir faydasını görmediğim gibi ezilen sınıflara fayda sağlamadığını gözlemliyorum. 
Sınıf, sınıfsal yaklaşım, sınıflar arası uçurum… Ekonomi sayfalarında görmediğimiz terminolojiler. Sol partilerin bile eskisi kadar kullanmadığı kelimeler bunlar. Sonuca gelecek olursak Türkiye’de 17 milyon insan açlık sınırında yaşıyor ve yolsuzluk almış başını yürümüş durumda. Bu ülkenin yurttaşları ancak devletin onların tepesinde değil arkasında olduğunu hissettiğinde bağlılıkları artacaktır. 
Dedem öksüz bir çoban iken köy enstitüsü onun hayatını değiştirmiş, öğretmenlik aracılığıyla topluma bir fayda yaratmasını sağlamış, üstüne de kendine sosyal bir güvence sağlamıştı. Bugün öğretmen atamalarından çok polis ataması yapılan bir ülkemiz var. Üzgünüm, polisler yeni nesil yetiştiremiyorlar hatta zaman zaman el bebek gül bebek yetiştirdiğimiz nesli öldürebiliyorlar.
Demokrasi, bir ülkenin simide mahkumiyeti olmamalı. Bugün yetiştirdiğimiz çocuklarımıza iş bulamıyoruz. %25 e varan işsizlik oranları var. Paket halinde demokrasiyi altın tepside indirseniz ne olur? 
Bunları bir tarafa bırakalım. Milyonlarca insanların kurtuluşu ve gerçekten demokrasiyi gerçekleştirecek iradeyi ortaya koyması için bir yol var:
Türk solu ile Kürt solunun artık barışıp, SOL adına ortak mücadele vermeleri. Birbirlerinin hassasiyetlerine saygı duyup, etnik kökene dayalı olmayan sınıfsal mücadeleyi gerçekleştirmeleri. İnsan hak ve özgürlüklerini garanti altına alıp, bu uğurda bir daha kan dökülmemesini teminat altına almaları. 
İşte o zaman, küresel sermaye ne kadar acımasız olursa olsun, refahın eşit paylaşılmasını sağlayıp insanca yaşamı gerçek yapabiliriz. İlerici, aydınlanmacı ve eğitim seviyesi yüksek bir toplum yaratır, tüm dünyaya örnek bir sosyal devlet olabiliriz. Demokrasiyi gerçekleştirebiliriz evet yapabiliriz. İnanıyorum.




http://icmihrak.blogspot.com/2012/01/susaml-demokrasi-afis.html
Ey 30, 2013 / 2 not

BİR YOL VAR

Bu aralar demokrasinin ne olduğunu sorguluyorum. Yıllardır ileri demokratik bir ülkede yaşayınca insan bildiklerinden bile şüphe ediyor.

Demokratik bildiğimiz ülkelerin birçoğunda yaşama fırsatı buldum. Gözlemlediğim şey refah, eğitim ve kültür seviyesi yüksek toplumlarda demokrasi şeffaflık, paylaşım ve insan hakları demek. Toplumsal mutabakatın  çoğunlukla sağlanmış olduğu bu ülkelerde yurttaşlardan daha düşük faizli kredi çekmiş bir devlet başkanı istifa edebiliyor mesela, etmek zorunda kalıyor.

Bizim ülkemizde temelleri 90 yıl önce atılmış, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan devlet geleneğimizde artık varmamız gereken bir nokta var. 

Güçler ayrılığı ilkesi güvence altına alınmadan, siyasal iktidarlar demokrasiden uzaklaşıp otokrasiye geçiş yapıyorlar. Buradan başlamalıyız. Sonra refahın paylaşımına geçmeliyiz.

Refah, insanca yaşam ve eğitim olmadan, bir çok yurttaşın seçme hakkı yoktur. Demokrasinin gerçekleşebilmesinin temelinde, herşeyin ötesinde refahın eşit paylaşımı yatıyor.

İnsan hakları kısmına gelince, toplumsal mutabakat çerçevesinde eşit hakları yaşamalı, yaşatabilmeliyiz. Bunu yaparken kökleri eskiye dayanan çatışmalarımızı çözerek, ileriye yönelik hedeflerimizi birlikte şekillendirerek hareket etmeliyiz. Neden? Çünkü siyasi partiler bu çözümsüzlüklerin üzerine rantlarını oturtup, yerelde ve genelde oy alıyorlar.

Oy, rant olmamalı, bir ideali gerçekleştirme yolundaki ilk adım olmalıdır. Toplumun tüm kesimini ileriye götürme hedeflerine saygı duyuyorum. Ancak onları kin, nefret ve öfkeye sürüklemenin bir faydasını görmediğim gibi ezilen sınıflara fayda sağlamadığını gözlemliyorum. 

Sınıf, sınıfsal yaklaşım, sınıflar arası uçurum… Ekonomi sayfalarında görmediğimiz terminolojiler. Sol partilerin bile eskisi kadar kullanmadığı kelimeler bunlar. Sonuca gelecek olursak Türkiye’de 17 milyon insan açlık sınırında yaşıyor ve yolsuzluk almış başını yürümüş durumda. Bu ülkenin yurttaşları ancak devletin onların tepesinde değil arkasında olduğunu hissettiğinde bağlılıkları artacaktır. 

Dedem öksüz bir çoban iken köy enstitüsü onun hayatını değiştirmiş, öğretmenlik aracılığıyla topluma bir fayda yaratmasını sağlamış, üstüne de kendine sosyal bir güvence sağlamıştı. Bugün öğretmen atamalarından çok polis ataması yapılan bir ülkemiz var. Üzgünüm, polisler yeni nesil yetiştiremiyorlar hatta zaman zaman el bebek gül bebek yetiştirdiğimiz nesli öldürebiliyorlar.

Demokrasi, bir ülkenin simide mahkumiyeti olmamalı. Bugün yetiştirdiğimiz çocuklarımıza iş bulamıyoruz. %25 e varan işsizlik oranları var. Paket halinde demokrasiyi altın tepside indirseniz ne olur? 

Bunları bir tarafa bırakalım. Milyonlarca insanların kurtuluşu ve gerçekten demokrasiyi gerçekleştirecek iradeyi ortaya koyması için bir yol var:

Türk solu ile Kürt solunun artık barışıp, SOL adına ortak mücadele vermeleri. Birbirlerinin hassasiyetlerine saygı duyup, etnik kökene dayalı olmayan sınıfsal mücadeleyi gerçekleştirmeleri. İnsan hak ve özgürlüklerini garanti altına alıp, bu uğurda bir daha kan dökülmemesini teminat altına almaları. 

İşte o zaman, küresel sermaye ne kadar acımasız olursa olsun, refahın eşit paylaşılmasını sağlayıp insanca yaşamı gerçek yapabiliriz. İlerici, aydınlanmacı ve eğitim seviyesi yüksek bir toplum yaratır, tüm dünyaya örnek bir sosyal devlet olabiliriz. Demokrasiyi gerçekleştirebiliriz evet yapabiliriz. İnanıyorum.

http://icmihrak.blogspot.com/2012/01/susaml-demokrasi-afis.html

Ey 29, 2013 / 1 not

Elif Çağlar büyük bir yetenek, büyük bir ses. Caz müziği herkese sevdirebilecek biri.

 http://www.elifcaglar.com/